[ElmaKurdu #17961] Re: iphoncuların gözü aydın! :)

Bilgehan Maraş bilgehanm at gmail.com
25 Şub 2008 Pzt 23:29:12 EET


Merhaba,Aslında Fransa'da CD'lerden alınan yüksek vergi olayını duymuştum ve
bunun doğru olup olmadığını size de sormayı düşünüyordum. Korsan veya dosya
paylaşımından kaynaklanan olası zararları, bu ortamla ilgili vergileri
düzenleyerek toplumun ilgili kesimlerinin tamamına yayarak karşılama fikri
bence gayet güzel ve baş ağrıtmayan bir çözüm.

Sizinle hem fikir olmadığım konular ise şöyle:

Sanatçıların çoğalması için onların gelişebileceği, performansları ile
geçimlerini sağlayabileceği bir piyasanın olması ve bunun içinde yasal
tüketimin artması gerektiği çok doğal fakat yasal tüketimi arttırmanın
yolunun bireysel korsana karşı mücadeleden geçtiğine inanmıyorum, hatta bu
mücadelenin faydadan çok zarar getireceğine inanıyorum. Burada bireysel
korsan derken kastettiğim son kullanıcılar. Kendileri için internetten film
ve müzik indiren, arşivlerini arkadaşlarıyla paylaşan, değiş tokuş yapan
insanlar. Ünlü bir Amerika'lı hukuk prof.una göre göre internet
kullanıcılarının  neredeyse tamamı.

 Elbette organize korsan tacirlerle, milyonlarca kaçak film satanlarla
mücadele edilmeli. Fakat enteresan bir şekilde RIAA gibi firmalar bu tip
tacirlerle mücadele etmek yerine kendi hedef kitlesini düşman gibi görmeyi
tercih ediyor. EFF ve Groklaw gibi sitelerde bu konuya değinen yazılar
mevcut.

 Sizin verdiğiniz Kemal Sunal örneğine bakalım. Evet, Kemal Sunal ve benzeri
bir çok sinema sanatçımız yetersiz bir telif hakları yasası yüzünden hak
ettiğinden çok azını kazanmıştır fakat burada gerçek muhattap ve suçlu olan
son tüketiciler değil, onun filmlerini sayısız olarak yayınlayan, bu filmler
sayesinde yüksek reklam gelirleri sağlayan fakat sanatçıya tek kuruş
vermemiş olan televizyon kanallarıdır. Türkiye'de telif haklarına yönelik
sorunların temeli de aslında bu eksendedir.

13 dolarlık bir CD'den sanatçının payı konusuna değinmiştim. İyi durumlarda
1-1.3 dolar kadar. Bunun arttırılması yönünde bir çok girişim baş gösterdi
fakat hepsi de müzik firmalarının sanatçılar üzerindeki tehditleri sonucunda
sonuçsuz kaldı. Çok azı isyan bayrağını çekip internet üzerinden kendi
şarkılarını satma yolunu seçebilmiştir. Şimdi bu 1 doları 2 dolara
çıkardığınızda, bunun sanatçılar lehine etkisini düşünün. Sanki bir günde
satışlar iki katına çıkmış gibi. Bence bu düzeni tartışmak, internette dosya
paylaşımını engellemeye çalışmaktan daha fazla hayalci değil.

Bir de korsanın tanımlaması, illegalliği ve hakkaniyet meselesi var. Mesela
ABD yasaları arasında satılan bir ürün üzerinde kişinin istediğini yapabilme
hürriyetine imkan veren bir yasa var. RIAA ve müzik firmaları istedikleri
kadar CD riplemenin illegal olduğunu iddia etsinler, buna şiddetle karşı
çıkan tonla saygın hukukçu var. Ya da bir ürün ya da hizmet için birden
fazla kez fiyat talep edilemeyeceğini söyleyen kanununu düşünelim. Sinemada
seyrettiğimiz film ile aynı filmi dvd olarak tekrar seyrettiğimizde
aldığımız ürün farklı ürünler midir? Ya da şöyle diyelim, bilet alıp
sinemada izlediğim bir filmin dvdsine sadece dvd üretim ve dağıtım
maliyetini karşılayarak sahip olmam hakkım değil mi? Ya da önceki gece
televizyonda yayınlanan bir filmi ertesi gün internetten indirmek. İlk yayın
sırasında reklamlara maruz kalarak zaten filmin ücretini ödemiş olmuyor
musunuz? Veyahut hadi bir dvdyi almaya karar verdiniz fakat ülkenizde
satılmıyor. O durumda internetten indirseniz kimin ne kadar hakkını yemiş
olursunuz?

 Gördüğünüz gibi fikir ve sanat eserlerinde çoğu zaman fiziksel bir ürünün
alışverişinin olmaması, tartışmaya açık çok fazla gri alan bırakmakta. Olay
hiç de AMPEC ya da MPAA'nın izlerken gülmekten kırıldığım videolarındaki
Stealing teması kadar basit değil.

Çok sinefil tanıyorum, yüzlerce orjinal dvdden oluşan arşivleri olan.
Binlerce ytl para harcanarak oluşturulmuş arşivler. Film firmalarının en iyi
ve en dolgun müşterileri. Ama yine bu kişiler de internetten indirilmiş ya
da arkadaşlardan paylaşım yoluyla elde edilmiş bir o kadar da film
olabiliyor. Nedenler, nasıllar sayısız. Ama bu insanları kendine düşman
görmek, film firmalarının kendi ayaklarına kurşun sıkmasından başka bir
anlama karşılık gelmiyor. Allah aşkına söyleyin, orjinal dvdlerin giriş
bölümlerinde yer alan ya da sinemalarda gösterilen korsanla mücalede
videoları absürd değil mi? Adam zaten para vermiş senin dvdni almış ya da
sinemaya izlemeye gelmiş. Bu adam zaten senin bir numaralı müşterin, neyin
propagandasını yaparsın? Düşman algılamasında ciddi patolojik sorunların
olduğu kesin.

Bu korsan mevzusu böyle uzayıp gider. Bu mail listesi bu tartışma için ne
kadar uygundur bilmiyorum. Korsanla ilgili olarak ilk başta söylediğimi
biraz daha geliştirerek tekrar söyleyeyim. İnternette korsana karşı mücadele
daha baştan kaybedilmiş bir mücadeledir. İnternette korsanı engellemeye
zaman ayırmak veya kafa yormak yerine onunla yarışmalı, insanlara korsana
alternatif olabilecek, kolay erişilebilir ve başını ağrıtmayacak çözümler
sunulmalıdır. Bu olmadığı sürece korsanın başarısı nihaidir.

Not: DVD bölge kodu mevzusunu korsana karşı mücadeleye bir örnek olarak
değil, film firmalarının müşterilerine yönelik tavırlarına bir örnek olsun
diye söylemiştim. Filmlerin farklı bölgelerde farklı zamanlarda vizyona
girmeleri nedeniyle bölge kodu dayatması argümanı çok temelsiz. DVD formatı
piyasaya ilk çıktığı günden yıllar önce vizyona girmiş filmler neden bölge
kodlu peki? Casablanca'nın hangi ülkedeki gişe hasılatının zedelenmesinden
korkuluyor merak ediyorum. Ayrıca film gösterim zamanlarına oranla dvdlerin
bölge kodları arasında da büyük tutarsızlıklar var. Türkiye ve Japonya aynı
bölge kodlarında fakat Japonya'da bir Hollywood filmi vizyona yeni
girdiğinde, Türkiye'de dvdsi çoktan çıkmış olabiliyor bir çok durumda. Bu
endişe tutarlı bir endişe olsaydı sadece altyazı ve dublaj eksikliği göz
önüne alınarak üstesinden gelinebilinirdi. Türk seyircisinin büyük
çoğunluğunun zaten altyazı içermeyen bir 1. bölge filmini almaya
girişmeyeceği düşünülür, o yüzden dvd playerlara, işletim sistemlerine ya da
dvd-romlara ekstra kilit mekanızması konmazdı. Böylece en azından gerçek
sinefillerin tek bir dvd-rom ile istediği ülkeden aldığı dvdyi seyretmesine
fırsat tanır, onun birden fazla dvd-rom sürücü ya da bölge kilidi kırılmış
player bulundurması ihtiyacını ortadan kaldırırlardı. Mac'e geçmiş birisi
olarak bugün en çok özlemini duyduğum ürün DVD-Region Free mesela. Dediğim
gibi burada film firmalarının niyetleri ve hareketleri tamamen sorunlu ve
kullanıcı dostu olmaktan uzak

Son olarak açık kaynak kodu hareketinin önemli seslerinden, Dive Into Python
kitabının yazarı Mark Pilgrim'in bir blog yazısının linkini vermek
istiyorum:

http://diveintomark.org/archives/2007/06/26/piracy-lessons
(5½ lessons that legitimate retailers can learn
<http://diveintomark.org/archives/2007/06/26/piracy-lessons>from
pirates <http://diveintomark.org/archives/2007/06/26/piracy-lessons>)

Saygılarımla
Bilgehan Maraş


2008/2/25 Tunc Akman <takman at comnet.com.tr>:

> Tekrar merhaba,
>
> Genelde gayet guzel yazdiginiz ilk bolume yorum yapmayayim, dediginiz
> gibi suistimale acik; ancak verdiginiz bilgilere tesekkurler.
>
> > EFF, RIAA ve MPAA'nın tutarsızlıkları üzerine bir dizi çok yerinde
> > soru
> > hazırlamış. iPod'a aktarmak için CD riplemeyi bile illegal gören bir
> > kuruluştan bahsediyoruz.
> > http://w2.eff.org/IP/faq/ (Frequently Awkward Questions for the
> > Entertainment Industry)
>
> Bakiniz burada katilmadigim sey suradan geliyor. Internet ve mp3 o
> kadar hizli bir sekilde vites degistirdi ki muzik sirketleri
> hazirliksiz yakalandilar. Apple'in yaptigi da bu boslugu cok guzel
> bir sekilde doldurmakti zaten. Yavas hareket eden bir kurumun bu hizi
> yakalamasi mumku degil, tabii ki soylem degistirmesi de normal,
> tutarsiz olmasi da. Ulkenin basbakani ayni hafta icinde bes zit sey
> soyleyebilirken, bunu tartismaya acmayi yersiz buluyorum. Sonucta
> avukatlar her gecen gun kendilerine davayi kazandiracak yeni
> argumanlar bulma pesinde. Arti ilk CD sozlesmelerine bakarsaniz, size
> ne kadar komik gelse de CD'yi kopyalama hakkiniz olmadigi acik acik
> yaziyor. Kasetlere kopyalamanin onunu acik biraktilar, zira orada da
> bir endustri vardi, kardes endustri olan kaset yapimcilarinin
> ekmegini almanin cok geregi yoktu. Arti virutik bir yayilma sozkonusu
> degildi. Ancak su anda korsanin goruntusu farkli. Fransa'da bir
> uygulama cozum olmasa da bos CD ve DVD'lere uygulanan ruh hastasi
> vergiler: 10 tane bos CD'yi sira bir magazadan alirsaniz 50 lira...
> Inanin bos CD de size oralardan almak istediginiz zaman lazim oluyor.
> Internetten alirsaniz 4-5 gunde geliyor ve kargo ile 40 liraya
> geliyor; yani farketmiyor. Turkiye'de 10 CD 1 lira... Neyse bu konu
> sonra.
>
> > Bunları şundan yazıyorum. Evet batı ülkelerinde korsanla mücadelede
> > RIAA
> > benzeri firmaların önderliğinde çok büyük davalar açılıyor,
> > insanlar tehdit
> > ediliyor fakat tüm bu girişimlere rağmen P2P trafiğinde veya
> > internetten
> > müzik ve film paylaşımında bir azalma olmuyor. Şimdi tam linki
> > bulamadım,
> > sanırı Warner Music idi, patronu bile evde çocuklarının internetten
> > korsan
> > şarkı indirmesinden yakınıyordu. Yani bu ülkeler yasa yoluyla
> > korsana karşı
> > mücadelede başarılı oldular da mı Türkiye'de artık yürürlükte olan
> > telif
> > hakları yasası çok sıkı bir şekilde uygulanınca sorun hallolacak?
>
> Basarili olmanin ilk yolu baslamaktir. Yine Fransa diyecegim; ilk
> geldigimde beni en cok rahatsiz eden sey sigara olmustu. Hic sigara
> kullanmayan ve tiksinen biri olarak, Turkiye gibi fosur fosur sigara
> icilen bir yerden gelmeme ragmen sok dercesinde rahatsizlik
> yasamistim. 10 yil sonra Fransa'da birakin halka acik alanlari,
> restoranlarda, barlarda, diskolarda, akliniza gelen her yerde sigara
> icmek YASAK ve takir takir uygulaniyor. Ayni 10 yilda sigaranin
> fiyati enflasyonsuz 3.5 kat artti. Simdi konumuzla ilgisi ne
> diyeceksiniz? Bu 10 yillik fiyat ve yasak patlamasi sonrasi Fransa'da
> sigara tuketimi azalmadi; ancak cok sey duzene girdi, esnaf daha cok
> kazaniyor ve sigara kullanmayan insanlar rahat rahat yasamaya
> basladi. Devlet de vergisi ile memnun. Muzik konusunda da uygulanmaya
> baslanan tedbirler sonrasi korsan azalmayacak ancak yasal alimlar
> artinca sanatci yetisecek. Buna yatirim yapilacak. Turkiye'de ornegin
> tenis neden gelismiyor? Cunku Turkiye siralama birincisi ile ikincisi
> bir turnuva finalini oynarken seyreden kimse olmuyor. Dunyada taninan
> teniscimiz olmama sebebi Turk insaninin vucut yapisinin haltere uygun
> olmasindan kaynaklanmiyor. Bakin baskette, futbolda ucusan paralar
> arttikca futbolcumuz, basketcimiz artiyor; sokak arasinda futbol
> oynayan cocuklar azaldigi halde. Eger teniste basari ariyorsaniz 3
> yasinda cocugun eline raketi vereceksiniz, onune odulleri
> koyacaksiniz takir takir oynayacak. Neyse konuyu cok dagitmayayim.
> Sonucta evet. Bu ise baslayan ulkeler basarili oluyorlar; yasadisi
> icerige erisim zorlastiriliyor, tersine hareket edenler
> cezalandiriliyor ve cezalar ornek teskil ediyor. Insanlar su ya da bu
> yontemle uyarilip, egitiliyor. Burada bir sonraki paragrafiniza
> baglanti yapalim.
>
> > İşin RIAA'nın veya MPAA'nın, sanatçıların haklarını ne kadar oranda
> > koruduğu
> > veya savunduğu tarafına gelirsek. 13 dolarlık bir CD'den sanatçının
> > payı ne
> > kadar bilginiz var mı?
>
> Bilgim degil ama iyi oldugunu dusundugum bir fikrim var. RIAA ya da
> baska kurumun degil, sanatcinin elinde bazi seyler. Sonucta bu oyunun
> kurallarini ben yazmadim ve hic sevmedigim bir oyun. Ama ben
> sevmiyorum diye duzen degismeyecek, ama bu bana kopyalama hakki
> vermiyor. Sanatcinin bu duzeni kabul etmesi de degistirmiyor.
> Dunyanin en cok kazanan gruplarinin halen yarisi mevta Beatles,
> dedeligi reddeden Rolling Stones, ayri gayri bir Pink Floyd filan
> olmasi sizi dusundurmuyor mu? Bakiyorum tam 4 kere telif hakki
> odemisim Wall albumune. Freddie Mecury halen Ingiltere'nin en cok
> kazanan sanatcilari arasinda; adam oleli 20 kusur yil oldu. Hem de
> AIDS'ten. Adam cirkinlik abidesi, ama muzik yapmis kardesim. Bono
> ortalikta zart zurt konusuyorsa adam saglam muzik yaptigi icin
> konusuyor. Tarkan beyimiz ozel konser icin 100.000 dolar talep
> ediyor; neden cunku calmistir, esinlenmistir bilmem Turk nabzina
> serbet veriyor. Sezen Aksu, rahmetli Baris Manco ... hatta ve hatta
> Ibrahim Tatlises. Bu insanlar telif haklari ile doydular, hayatlarini
> muzige adadilar. Kemal Sunal telifler uygulansa Turkiye'nin en cok
> kazanan sanatcisi olurdu, ama kanun yoktu ki rahmetli inek Saban
> herkesi kirip gecirirken. cunku kimse baslamamisti.
>
> > İnternet müzik ve film yapımcı/doğıtımcılarının korktuğu yeni bir
> > ortam.
> > Başta bunu görmezden geldiler, sonra engellemeye çalıştılar şimdi de
> > tahakkümleri altına almaya çalışıyorlar. Burada Apple'ın durumuna
> > gelirsek.
> > Haliyle Apple hayır kurumu değil ticari çıkarları peşinde olan bir
> > firma.
> > Fakat bünyesinde müzik ve film firmalarının çalışanlarından daha
> > zeki ve
> > yaratıcı insanlar barındırıyor ve daha fazla satışın, tüketicileri
> > daha
> > memnun etmeden geçtiğini anlayabiliyorlar. İnternet denen ortamı da
> > bir öcü
> > gibi görmeyip değerlendirmenin ve avantaja çevirmenin yollarını
> > arıyorlar.
> > İşte bu nedenle ilke mesajımda dediğim gibi Apple, müzik ve film
> > firmalarından çok tüketicilere yakın. iTunes ilk çıktığında DRM
> > vardı fakat
> > bu DRM diğer hizmetlere oranla çok daha esnek ve kullanıcı dostu
> > idi. Eğer
> > Apple işe başlarken müzik ve film firmalarının öğütlerini dinlemiş
> > olsaydı
> > muhtemelen iTunes store diye birşey de olmayacaktı. Steve Jobs daha
> > önce aç
> > gözlü olmakla bile suçladı müzik firmaları yöneticilerini. (
> > http://arstechnica.com/news.ars/post/20050920-5328.html). NBC fiyat
> > arttırımı istediğinde Apple'ın verdiği cevabı çok güzel çevirmiş  John
> > Gruber (http://daringfireball.net/linked/2007/august.php#fri-31-
> > apple_nbc-"Apple
> > to NBC: Go Fuck Yourselves, You Greedy Morons").
>
> Apple burada sadece kendine yontuyor. Cok girmeye gerek yok. O
> yazilarin ya da 'geydirmelerin' hepsi Apple'in bekaasi icin. Tabii ki
> suclayacak ki arkasina medyayi alip guclensin. Ama NBC yemedi,
> Apple'a kotu girdi o. Steve'in geri adim atmasi lazimdi bence...
> Aptallik etti; NBC'nin atmasini bekledi. Ikisi de kaybetti. NBC zaten
> kaybedecekti, ama Apple kazanabilirdi.
>
> > Korsanla mücadelenin çoğu zaman sadık müşterileri
> > yabancılaştırmaktan başka
> > bir işe yaramadığı gerçek. (DVD bölge kodu uygulaması buna en basit
> > örnek.)
>
> Katilamiyorum; verdiginiz ornegin amaci asla korsanla mucadele olmadi
> ki. Blu-Ray'de de olan bolge kodu uygulamasinin mantigi vizyona giris
> tarihlerindeki farkin rantini korumak. Her ulkede film fiyatlari da
> ayni degil, emek de ayni degil. Region 1 belki Ingilizce ve
> +Ispanyolca dillerini icerirken, Region 2 Avrupa dillerini iceriyor.
> Bunlarin yerellestirilmesi vs her sey ek masraf. Bunlar da vizyon
> sonrasinda yapiliyor.
>
> > Korsanın olmadığı da ülke yok. Bu yüzden Türkiye'de korsanın yüksek
> > olması
> > Türkiye'de iş yapılamayacağına bahane değil. Önemli olan piyasayı
> > oluşturmak
> > ve buna müşteri aramak.
>
> Konuyu karistirmadan ilerlesek? Asagida bahsettiginiz firmalar kendi
> urunlerini satiyor ve hitabettikleri kitle cok buyuk. Adam 3000 tane
> satsa da kar, kaybettigi bir sey yok. Zaten kac tane satacagini da
> biliyor. Bosverin boyle ornekleri.
>
> > Korsan iş yapmaya bahane olsaydı, Tiglon, Saga, Sony
> > gibi firmalar ülkemizde DVD işine girmezlerdi. Evet insanlar korsan
> > film
> > alıyor ama bu Tiglon ve benzeri firmaların DVD satışı yapmasını ve kar
> > etmelerini engellemiyor. Ayrıca onların yaptığı iş fiziksel bir
> > üretimi de
> > gerektiriyor. İnternetten şarkı olayında ise böyle bir durum da yok.
>
> DVD'nin fiziksel maliyeti nedir peki? Bos DVD daha pahali diyeyim
> ipucu olarak. Basilmis DVD 15 sent (20 kurus). Kutusu ve kartonu ise
> toplamda 7 sent (9 kurus); eder 30 kurus; gonderimini de ekleyin,
> uzerine ek marj da koyun 50 kurus olsun. O filmlerin fragmanlarindan
> yorumlarina tuttugunuz bilgileri o hizlarda sunmanin maliyeti sifir
> midir?
>
> > Bu
> > arada Apple'ın her bölge için ayrı bir iTunes store açmasını da saçma
> > buluyorum. Merkezi bir Avrupa mağazası açıp tüm Avrupa ülkelerine
> > bunun
> > üzerinden servis verebilir, böylece ülkesel riskleri de almamış
> > olurdu.
> > Bakalım Amazon MP3 mağazasını uluslararası hizmete açtığı zaman ne
> > olacak?
>
> Siz sacma bulduysaniz Apple'a da soyleyin fikrinizi! Bu gercekten
> sakaydi degil mi? Apple'in oyle bir sansi var da yapmiyor
> saniyorsunuz galiba. Her ulkede her firma ile tek tek anlasiliyor.
> Her icerigin her ulkede satilma sarti/sansi farkli. Turkiye'yi hic
> saymayayim dedim ama sorun bakalim Turkiye'deki muzik sirketlerinim
> herhangi birini baglayan herhangi bir uluslararasi anlasma var
> miymis? Bunu uzun uzun tartisabiliriz ozelden ama once biraz okuyun.
>
> Arti Almanya'daki adamin onune Italya'daki adamin onune koyacaginiz
> menuyu cikardiginizda ne sonuc elde edeceginizi saniyorsunuz?
>
> > Son olarak, kapımızın önünü temizleye çalışalım evet ama batıdaki
> > örnekler
> > bunun yolu değil diye düşünüyorum.
>
> Yanlis demek kolay... O zaman dogru yolu gosterin, hep birlikte bu
> konuda bir yontem gelistirip, Tayyip Erdogan'a iletelim...
>
> Iyi pazarlar,
>
> tuNc
>
>


More information about the ElmaKurdu mailing list